AHMET HAKAN'DAN İKİ GÜN ARAYLA SÜLEYMANCI YURTLARI İLE İLGİL

(Not: Alanya Haber 07'de bundan böyle dün yaşanmış, yerel tv'lerde ve günlük gazetelerde yayınlandığı için bayatlamış haberler yerine sadece gün içerisinde gelişen olaylara, köşe yazılarına ve haberlere yer verilecektir)

Hürriyet Gazetesi Köşe Yazarı Ahmet Hakan iki gün arayla Süleymancı kurslarını yine yazdı :
O zaman sen neden küçük kızını Kütahya’nın Emet İlçesi’ndeki ya da Denizli’nin Tavas İlçesi’ndeki Süleymancı yurtlarına kaydetmiyorsun?
İşte Ahmet Hakan'ın yeni yazısı...

      MADEM ÖYLE GEL BÖYLE

OTURMUŞ yazıyorsun... Güzel güzel döktürüyorsun... Konya’da çöken Kuran Kursu’nda ölen kızlar için "Şehit oldular" ya da "Melek olup uçtular" diyorsun...
O çocukların gariban ailelerine gaz veriyorsun...
"Sesinizi çıkarmayın... Káfirlere alet olmayın... Çocuklarınız cennette... Daha ne istiyorsunuz" diye yazılar yazıyorsun...
"Allah korusun, ya çocuklarınız diskoda köpük banyosunda ölseydi" diye mugalata yapıyorsun...
Onlar da senin bu gazlarından etkilenip "şikáyetçi" falan olmuyorlar...
"Benim kızım diskoda köpük banyosunda ölmedi" diye teselli bulup gururla dolaşıyorlar...
Peki birader...  Madem öyle...  Madem o kızlar şehit oldular...  Madem kanatlanıp cennete uçtular...
O zaman sen neden küçük kızını Kütahya’nın Emet İlçesi’ndeki ya da Denizli’nin Tavas İlçesi’ndeki Süleymancı yurtlarına kaydetmiyorsun?
Neden kızını Amerika’ya ya da Viyana’ya göndermek için çırpınıyorsun?
Neden en azından şöyle münasip, yani "muhafazakár bir kolej" peşinden koşuyorsun? Göndersene Tavas’a, Emet’e...
Belli mi olur... Belki Tavas ya da Emet’teki bina da çürük çıkar...
Belki oralardaki yurtlarda da tüpçü gereken önlemi almamıştır...
Tüp patlar, bina çöker...
Ve böylece senin kızın da şahadet şerbetini içer...
Hep yoksullar küçük kızlarının enkaz altında can verip şehit düşmesinden gurur duyacaklar değil ya...
Biraz da sen gurur duyarsın... Hiç şikáyetçi olmazsın...  Yurt sorumluları için "Allah onlardan razı olsun" dersin... "Kızım şehit oldu" diyerek gururla gezersin... "Şehit babası" ya da "şehit anası" olmak payesi, sadece garibanlara mı bahşedilmiştir yahu?
***

SÜLEYMANCILIK NE DEMEK?

Süleyman Hilmi Tunahan hakkında akrabalarınca açılan internet sitesinde şu ifadelere yer verilmektedir.          http://www.tunahan.org/

“Süleymancılık” diye bir tarikat yoktur

Süleyman Efendi Hazretleri’ne izafeten söylenen “Süleymancılık” veya “Süleymancılar” tabirleri, başkaları tarafından, Süleyman Efendi’nin (k.s.) talebelerine yamanmaya çalışılmaktadır. “Süleymancılığın kurucusu” yahut “Süleyman Efendi tarikatını kurarken...” ve benzeri sözler ise, hatalı ve gerçeği yansıtmıyor olması bir tarafa –kanaatimizce- Süleyman Efendi (k.s.) Hazretlerini ve onun talebelerini, İslam’dan ve Nakşilik’ten ayrı, 20. yüzyılın ilk yarısında başlamış, lokal bir hareket olarak tanıtmak maksadıyla söylenmiş ve söylenmektedir. Bu yüzden, defalarca belirtilen ve açıklanan bu mevzuyu tekrar açıklamak da bu konuda yanlış düşünceye sapmaların önlenmesi bakımından da gayet faydalı olacaktır. Süleyman Efendi (k.s.) Hazretleri ve talebeleri; itikatta, tek hak mezhep olan “ehl-i sünnet ve’l-cemaat”e mensupturlar. Mezhep imamı olarak da, İmam-ı Muhammed Mansur Maturi’yi tercih etmişlerdir. Amelde mezhep olarak ise, Şafii ve Hanbeli Maliki mezheplerini de hak kabul etmekle birlikte, kurucusu İmam-ı Azam Ebu Hanife olan Hanefi mezhebine mensupturlar. Meşrep itibariyle de Nakşi’dirler. Zaten Süleyman Efendi (k.s.) Hazretleri, Tarik-i Nakşibendiye’nin “Silsile-i Zeheb” olarak anılan 33. zattan müteşekkil silsilesinin 33. ve son halkasıdır. Salahuddin İbn-i Mevlana Siracüddin (k.s.) Hazretleri’nden sonra “vazife”yi devralan Süleyman Efendi (k.s.) ruhani nispetle de İmam-ı Rabbani’ye (k.s.) bağlı idi. Maddi vücutları her ne kadar dünya hayatından ayrılmış ise de., manevi tasarrufları, el’an tamamiyle ve kemaliyle devam etmektedir. Hal böyleyken, hala “süleymancılık”tan bahsetmek abesle iştigal olsa gerektir.

(DİPNOT: Süleyman Hilmi Tunahan'ın torunlarından biri, ANAP iktidarında Antalya Milletvekili/Ulaştırma Bakanlığı görevinde de bulunan Arif Ahmet Denizolgun, bir diğeri de AKP Milletvekili Mehmet Beyazıt Denizolgun'dur)
Milliyet Gazetesi'nde 12 Temmuz 2007'de yer alan bir haber...
Süleymancıların "liderliği"ni Ahmet Arif Denizolgun ile Mehmet Beyazıt Denizolgun yapıyor. Bakanlık yapan Ahmet Denizolgun, ANAP'ı destekliyordu. Bugün DP'den Antalya 1. sıradan milletvekili adayı. Mehmet Beyazıt Denizolgun ise AKP'den İstanbul 1. Bölge 12. sıradan milletvekili adayı. Kamuoyunda Süleymancılar olarak bilinen cemaat çok etkin bir şekilde siyasetin içinde. Cemaatin kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan 1888 yılında Bulgaristan'ın Silistre şehrinde dünyaya geldi. Tunahan, İstanbul'da Sultanahmet ve Süleymaniye gibi önemli camilerde vaizlik yaptı. Çevresini kısa sürede genişleten Tunahan, yasak olduğu dönemde açtığı kaçak Kuran kurslarıyla cemaatini gitgide büyüdü. Tunahan'ın ölümünden sonra damadı Kemal Kaçar yerine geçti. Kaçar daha sonra Adalet Partisi'nden (AP) milletvekili seçildi. Süleymancıların siyaset dünyasıyla tanışmaları da böyle başladı. Üç dönem AP milletvekilliği yapan Kaçar, Meclis'te dış ilişkiler komisyonlarında görev aldı. Bu nedenle de cemaatin yurtdışında etkisi büyüdü. Kaçar 2000 yılında vefat etti. Hiç oğlu olmadığından cemaat liderliği, Tunahan'ın diğer kızının çocukları olan Ahmet Arif Denizolgun ile Mehmet Beyazıt Denizolgun'a kaldı. Ağabey Mehmet Beyazıt Denizolgun, cemaatin 'İstişare Murakebe Başkanlığı'nı yürütüyordu. Daha sonra iki kardeşin yolları ayrıldı... İki kardeş uzun yıllardır birbirleriyle konuşmuyor. 1991'de Refah Partisi'nden Antalya'dan milletvekili seçilen ve daha sonra ANAP hükümeti döneminde Ulaştırma Bakanlığı yapan Arif Ahmet Denizolgun, bu seçime kadar ANAP'ı destekliyordu. Süleyman Hilmi Tunahan'ın öz torunu olan Denizolgun, Süleymancılar olarak isimlendirilen cemaatin lideri kabul ediliyor. Denizolgun, Demokrat Parti'den Antalya 1. sıradan milletvekili adayı gösterildi.
'Ağabeyimin gücü yok'
Ahmet Arif Denizolgun öncelikle Süleymancılar ismine ve 'bölündüler' yorumlarına karşı çıkıyor. 'Biz Süleyman satmıyoruz' diye tepki gösteren Denizolgun, kendilerini Süleyman Hilmi Tunahan'ı sevenlerin oluşturduğu bir birliktelik olarak tanımlıyor. Tarikat ve şeyh yakıştırmalarını kabul etmeyen Denizolgun, ağabeyi Mehmet Beyazıt Denizolgun'un birlikteliği bölecek kadar gücü olmadığını belirtiyor. Seçim öncesi söyleyeceği her sözün tepki toplayacağını, bu yüzden pek fazla konuşmak istemediğini belirten Denizolgun, DP'yi desteklemelerinin nedenini, "AKP dini kullanıyor. Dini kullanıp siyaset yapanlara karşı çıkıyorum. Din ticari bir araç değildir" diye açıklıyor.
Kardeşim zikzak çiziyor
Ağabey Mehmet Beyazıt Denizolgun, AKP'nin kurucuları arasında yer aldı. 2002 seçiminde AKP'den İstanbul Milletvekili seçildi. 22 Temmuz seçimlerinde de İstanbul 1. bölge 12. sıradan milletvekili adayı oldu. Mehmet Denizolgun, cemaatin lideri olarak kardeşinin göründüğünü, ancak, artık bir partiye blok oy döneminin bittiğini belirtiyor. Mehmet Beyazıt Denizolgun, bu seçimlerde de her partiye oy çıkabileceğini söylüyor. Kardeşiyle ayrılığın sebebini, ticari, siyasi ve cemaat içi bir tartışma olarak nitelendiriyor.

Yorum Yaz