Bu WEB sitesi Google reklamları ile desteklenmektedir...

BUGÜN biraz farklı bir konuda yazmak istedim… Baştan uyarayım… Üstteki başlıktan da anlaşılacağı üzere… Bu yazıda siyasetten, Alanya’daki herhangi bir olaydan falan bahsetmeyeceğim… Bugün size Buda’nın gerçek hikayesini anlatmaya çalışacağım… “Şu mübarek Ramazan günü, Tanrısız dini icat eden birinin burada ne işi var” demeyin… Elhamdurillah Müslüman’ız… Amacımız din meselesi yazmak değil… Zaten ne haddimize… Amacımız… Buda’nın gerçek yaşam öyküsünden yola çıkıp minik dersler ve ana fikirler çıkarabilme gayretidir… İlginizi çekerse buyurun… Çekmezse… Bu tür konulardan sıkılanlar… Yol yakınken… Aramızdan ayrılabilir… Saygı duyarız…
***Önce… Aşağıda okuyacağınız hikayeyi nasıl öğrendim... Kısaca ondan bahsedeyim… 15 yıl kadar önceydi… O zamanlar arkeoloji bölümü öğrencisi olan değerli bir dost ile… Belediye Çay Bahçesi’nde çay içip sohbet ederken… Bu hikayeyi ondan duyduğumda hayli ilgimi çekmişti… Buda’nın yaşam öyküsü… Buda ismini daha önceleri duyuyordum… Ama kimdi… Neyin nesiydi… O güne kadar bilmiyordum… Arkadaşım anlattıkça ilgiyle dinledim… Bugün de sizinle paylaşmak istedim… Alanya’ya dair yazacak çok şey var ama… Müsaade ederseniz bugün de böyle olsun… Sıkılmaz ve sonuna dek okursanız… Umarım siz de uzun yıllar unutamayacağınız bir yaşam öyküsünün detaylarını öğrenmiş olur… Ve Alanya’da yaşayıp… Saraylarından çıkmadan, halkı tanımadan kral olmaya çalışanları da daha yakından tanımış olursunuz… Bu yazıyı yazmamın asıl amacı da zaten budur… Hazırsanız başlıyorum…
***
(Önce biraz Google'dan araklama ön bilgi)… Buda… MÖ 563 yılında doğmuş ve seksen yaşında MÖ 483 yılında ölmüştür… Buda adı ‘aydınlanmış, uyanmış en yüce bilgeliğe ulaşmış’ kişi anlamında sonradan verilmiş bir san, bir lakaptır… Buda'nın asıl adı Sidhatta Gotama’dır… Buda… Bugünkü Hindistan’ın Oudh ilinin kuzeydoğusunda, Nepal Yaylaları’nın etekleriyle Rapti Irmağı arasında kalan bölgedeki Şakya Krallığı’nın başkenti Kapilavastu'nun yakınında Lumbini Koruluğu’nda doğmuştur… Buda’nın babası… Şakya Kralı Suddhodana'dır… Annesinin adı ise Mahamaya'dır…
***
(Gerçek hikayemiz başlıyor)… Buda doğmadan bir süre önce… Annesi Mahamaya bir gün bir düş görür… Gördüğü düşte, hortumunun ucunda beyaz bir lotus çiçeği tutan beyaz bir fil gelip Mahamaya'nın sağ böğrüne dokunur, oradan da döl yatağına girer… Mahamaya ertesi sabah gördüğü bu düşü Kral kocası Suddhodana'ya anlatır… Suddhodana, rüya yorumcularına danışıp onlardan düşün yorumlanmasını ister… Brahman'ların yorumu şöyledir… Mahamaya bir erkek çocuk doğuracaktır… Bu çocuk ya bütün dünya ülkelerine egemen evrensel bir kral olacak… Ya da dinsel yaşamı seçerse dünyayı bilgisizlikten, yanılgıdan, cahillikten kurtaracak bir Buda olacaktır… Kral bu yorumu dinler ancak pek ciddiye almaz… “Neticede bir rüya” der, geçer…
***
Anne Mahamaya 9 ay sonra çocuğu doğurmak için babasının ülkesi Devadahaya giderken… Lumbini Koruluğu’ndan geçtiği sırada korudaki ağaçlardan birinin dalına uzanır ve hiç doğum ağrısı çekmeden Buda'yı ayakta doğurur… Doğumdan yedi gün sonra Anne Mahamaya ölür… Bu sırada Himalaya Dağı’nın eteklerinde ermiş yaşamı sürdüren Asita, gördüğü birçok belirtilerden olağanüstü bir çocuğun doğmuş olduğunu anlar ve araştırır… O çocuğun Kralın oğlu olduğunu öğrenip saraya gider ve çocuğu görmek ister… Asita çocuğun insanları ıstıraptan kurtarma yolunu gösterecek bir Buda olacağını müjdeler… Ama Kral Suddhodana'yı bu müjde sevindirmez… Çünkü onun isteği çocuğun kendisi gibi bir kral olmasıdır…
***
Kral, çocuk büyüyünce onun için her mevsimin gereksinimlerine göre oturması amacıyla üç saray yaptırır… Dört koru bağışlar… Saraylarda hizmetlerini yapmak ve genç prensi eğlendirmekle bin rakkase görevlendirir… Eğitmen olarak hep genç öğretmenler, hizmetçiler görevlendirir… Kralın amacı… Oğlunu Kral olarak yetiştirmek ve dış dünyaya kapalı kalmasını sağlamaktır… Gotama, 29 yaşına gelene dek saraylar dışındaki yaşamdan, halkın çektiklerinden habersiz mutlu bir yaşam sürer… Kral Suddhodana, oğlunun kâhinlerin haber verdikleri gibi dinsel yaşamı seçmesinden korktuğundan… Onun gözlerinden yaşamın acı ve katı gerçeklerini saklamak için elinden geleni yapar… Bu nedenle Gotama, sarayları ve koruları arasında altın yaldızlı arabasıyla gidip gelir… Şenliklere, eğlencelere katılır… Güzelliği, uzun saçları, seçkin giysileri içinde… Bir insanın dünyadan bekleyebileceği her şeye sahip olur…
***
(Asıl hikaye burada başlıyor)… Bir gün genç prens hizmetkarı Çanna'yla saraylarından birinden bir eğlence bahçesine giderken… Yolda karşısına önce… Annesinin kucağında yeni doğmuş bir bebek çıkar… Gotama ilk kez bir bebek görmüştür ve şaşkındır… Sonra eli ayağı tutmaz iki büklüm bir ihtiyar çıkar karşısına… Daha sonra hastalıktan erimiş bitmiş bir adam görür… Ondan sonra da yakılacağı yere götürülen bir ölüyle karşılaşır… En sonunda… Yüzünden kendine karşı duyduğu güven okunan, dinginlik, iç suskunluk içinde çevresinde saygı uyandıran bir dilenci dervişe rastlar... Şaşkındır…
***
Yanındaki hizmetkarına "Bunlar da kim, nasıl yaratık bunlar" diye sorar… Hizmetkar da şaşkındır… Kral Babanın emri gereği Genç Prensin dış dünyayla temas kurması yasaktır, ancak… İlerde Buda olacak Prens, tahtırevanının penceresinden görmesi gereken her şeyi de görmüştür… Hizmetkar, “Artık çok geç” diye düşünür ve başlar anlatmaya… “İlk gördüğünüz bir bebekti” der… “İnsanoğlu bir bebek olarak doğar, tıpkı bir zamanlar sizin olduğunuz gibi” der… “İkinci gördüğünüz yaşlı bir adamdı… İnsanlar doğar, bebek, çocuk ve yetişkin olur… Sonra da yaşlanır… Tıpkı bir gün sizin de yaşlanacağınız gibi” der… “Üçüncü gördüğünüz ise hasta bir adamdı… İnsanlar hastalanır… Tıpkı bir gün sizin de hastalanma ihtimaliniz gibi” der hizmetkar…
***
“Dördüncü gördüğünüz şey ise bir ölüydü efendim… İnsanlar doğar, bebek, çocuk, yetişkin ve yaşlı olduktan sonra bir gün gelir ölür… Tıpkı bir gün sizin de öleceğiniz gibi” der… Ortama derin bir sessizlik hakimdir… Daha Buda olmayan Prens Gotama, duydukları karşısında şok yaşar… Henüz Buda değildir ancak, şunu anlar ki… Son gördüğü tabuttaki ölü gibi aslında kendisi de ihtişamlı saray tahtırevanında seyahat eden canlı bir cenazedir… Buda olmak aklının ucunda bile yoktur ama… Gerçekleri görmeden, hayatı tanımadan, Kral olması istenen bir Buda’la olduğunu anlar… Gördüğü ilk üç insan… Yaşamın üç acımasız yanını sergilerken… Dördüncüsü yaşamın acımasızlığına karşı koymanın, iç barışa ulaşmanın yolunu gösterir ona...
***
Nefis bazlarının geçiciliğini ve bunların peşinde koşmanın yaşamın acılarından kaçıp kurtulmaya yetmeyeceğini anlar ve yurdunu, sarayını bırakıp gezgin derviş yaşamını seçmeye karar verir... Ancak önünde büyük bir engel vardır… Dervişlik yaşamına başlamadan önce… Babası Kral Suddhodana'dan izin istemeye gider… Kral, oğlunun isteğini duyunca gözü yaşlarla dolar… “Bu isteğinden seni vazgeçirmek için ne istersen vereyim, canımı mı istersin, sarayımı mı, yoksa krallığımı mı” der… Prensin yanıtı söyle olur… “Sizden dört şey istiyorum. Önce şu tenimdeki gençliğin tazeliği hiç solmasın... Hastalık her zaman benden uzak kalsın... Ölüm hiç bir zaman beni bulmasın... Sonsuza dek yaşayayım... İhtiyarlık, çöküntü gibi şeyler beni etkilemesin”…
***Kral, prensin bu isteklerini yerine getirmenin olanaksızlığı karşısında üzüntüden kasılıp kalır… Genç prens bunun üzerine, “Mademki bunları bana veremiyorsun, öyleyse bana izin ver de Buda olma yolunda öleyim” der… Kral oğluna istediği izni vermez ve saraydan kaçmasını önlemek için sarayı korumakla görevli askerlere beş yüz yeni asker daha katar… Prens, saraydan bu şekilde kaçamayacağını anlayınca bir süre beklemeye ve fırsat kollamaya karar verir… Bir gece rakkaseler genç prensi eğlendirmek için çalgı çalıp çevresinde dans ederler… Ancak prens onlarla ilgilenmez, çabucak uyur… Gecenin bir vaktinde uyandığı zaman… Rakkaselerin de birer köşede uyuya kaldıklarını görür... Biraz evvel pırıl pırıl giysiler içinde dans edip şarkı söyleyen o güzel kızların şimdi uykuda o yapmacık güzelliklerinden eser kalmadığını… Kimisinin salyalarının aktığını… Kimisinin horladığını… Gövdelerinin biçimsiz bir yığıntı durumuna dönüştüğünü görüp tiksinti duyar… Sarayı hemen o gece bırakıp kaçmaya karar verir… Kaçar da…
***
Bir hafta ormanlarda dolaştıktan sonra… Magadha Krallığı'nın başkenti Racagaha’ya gelir… Kapı kapı dolaşıp yiyeceğini dilenmeye başlar… Hindistan’da doğup büyüdüğü bir ülkenin ihtişamlı bir kralı olmak varken… Bir zamanların gösterişli Prensi Gotama artık bir dilencidir… Ve artık Buda olma yolundadır… (Bitti…)
***
Bu gerçek yaşam öyküsünden çıkardığım birkaç ana fikir…
1) Saraylarda oturup gerçek yaşamı tanımadan kral olunmaz…
2) Hayat her zaman planlanamaz… Sürprizler insanı Buda bile yapabilir…
3) İnsan, hayatının bir saatini, bir gününü ya da bir ayını planlayabilir ancak hayat her zaman bu plana sadık kalmayabilir…
4) Birinin, birilerinin ya da bir topluluğun lütfuyla olunacak Prensliğin verdiği dayanılmaz çekiciliğe her babayiğit karşı gelemez…
5)Kısa vadede kazanan hep Prens’liği seçendir… Ancak uzun vadede kazanan ise hep Buda olmayı seçenler olacaktır…
6)Prens olmayı seçmek bir dayatmaya boyun eğmektir… Oysa Buda olabilmeyi başarmak kişisel bir tercih meselesidir…
7)Hiç ölmeyeceğini sanmak büyük aptallıktır… Tıpkı, oturduğu makam koltuğundan hiç kalkmayacağını sananlar gibi…
8)Halkın arasına inmeden Krallık yapacağını sanmak ise daha büyük bir aptallıktır…
9)Her Kralın yanında ona gerçekleri anlatabilecek dürüst bir hizmetkar ya da bir yardımcı olmayabilir… Yalakalar çoğu kez insana tatlı ilüzyonlar gösterir…
10)İnsanın, Krallığı bitip de sıradan biri haline gelince sokağa çıkacak yüzü olmalıdır… Kralken kırıp döktüklerini Krallık bitmeden önce toparlamak gerekir… Aksi takdirde halkın arasına indiğinde suratına tükürük yeme ihtimali vardır ve bu ihtimal her daim göze alınmalıdır…
***Son tahlilde… Bugün özel ilgilenenler dışında… Yeryüzünde… Ne Şakya Krallığı’nı bilen… Ne Sidharta Gautama’yı tanıyan… Ne de Prens Gotama’yı hatırlayan vardır… Buda olabilmeyi seçmek zordur… Ancak tıpkı üstte isimleri yazan birkaç kişiye olduğu gibi, yaşayan ölüler mezarlığına defnedilmek yerine… Dilencilik yapma pahasına Buda olmayı seçenler ilelebet hatırlanacaktır…
Kalıcı
Bağlantı
Yorum (0)
Yorum yaz!
Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazilmistir
{ Sayfa of }
<- Önceki
Sayfa : :
Sonraki Sayfa ->